21 Kasım 2013 Perşembe

20 Kasım'a dair


      Dün bildiğiniz üzere 20 Kasım çocuk hakları günü olarak kutlanıyor. Fakat 20 kasım tek bu amaçla değil, nefret suçları mağduru trans bireyleri anma günü olarak da kutlanıyor aynı zamanda. Dünya üzerinde eşzamanlı eylemler ve basın açıklamaları gerçekleştiriliyor! Ve ben yine şuradaki stilde, ki kendisi tamamen tarafımca bulunmuş bir taktiktir ehehe) katılma kararı aldım. Bakalım dün benim için nasıl geçti? Nasıl anılar bıraktı bende ve izleyici kalabalığın arasında eylem nasıl gözüküyor!



      Dün(20 Kasım) değişik hissediyordum. Geçen seneki eylemi intenetten geç de olsa duymuştum. Ama cidden geçti ve cidden katılabilecek ya da yanından geçebilecek bir izlenim yoktu bende. Okuldaki derslerim sırasında da 20 kasım tweetleri atıp atıp duruyordum, bir önceki blog kaydımda da bir kullanıcı ile yorumlaşıyordum.(pikaçu da değilim erkek de değilim, bir daha duyurulur ilgililere, yani kadın dememek için öyle alakasız şeylerle alaka kurma yoluna gitmişsiniz ki..) Ders bittikten sonra biraz yürüyüş yapayım istedim yollarda.. O an okuldaki bir arkadaşla karşılaştım, ayak üstü konuştuk. Daha sonra saatime baktığımda vakit olduğunu gördüm ve banklardan birine vücudumu olduğu gibi bıraktım. Akşam olmasını beklerken hep bir niyet ediş vardı içimde;
Niyet ediyorum, biri tarafından davet almaya ve bu etkinliğe daha iyi bir şekilde katılmaya..
      Twitter'dan sevgili Dark Bear ulaştı bana. Gelecek misin dedi eylemden sonraki BUT Trans*X etkinliğine dedi. Eyleme denk gelebilirsem katılırım inşallah dedim. Biraz çekingen ve tedirgindim, çünkü açık açık görünür olmaya hala hazır değilim. Fakat gençlik ateşim, eylem'in gerçekten "benim haklarım" için yapılması ve bu senelerimi boşa geçirmeme ve BİR HİÇ, BİR BAŞARISIZ ZAVALLI OLMA korkuma da yenik düştüm ve Taksim'in yolunu tuttum. Otobüs'te tahran'dan gelmiş bir turist'e rastladım. Az buz bir Türkçesi vardı. Böyle benden uzun, baya ayı kadar kilolu(yabancı bear sevenler duyurulur) ve kır saçlı fakat balamoz sayılmayacak bir tipti. Durakları soruyordu, ne zaman geleceğiz diye. Otobüs'ün kapısı her açıldığında Taksim burası mı? diye sormayı da ihmal etmedi. Ahahahahh.. En sonunda geldik Taksim'e. Adam bu arada yakındı ne bu trafik böyle yahu diye? Dedim burası hep böyleydi, ama şimdi daha beter hale getirdiler diye. Bilsin canım adam, hakkıdır sonuçta :)

      Ben Taksim İstikal Caddesi'nde turlarken, herşeye rağmen erken geldiğimi farkettim. E Galatasaray kesmedi beni, odakule'nin o taraflara kadar yürüdüm. Biraz oturduktan sonra kimi gördüm bilin bakalım? Hadi tahmin edin... Tamam çok fazla uzatmayacağım,  yakın zamanda bir film izleyip eleştirdiğimi söylemiştim size değil mi? Aziz Ayşe ydi filmin adı. HAH! İşte onun baş kahramanı Aziz Ayşe'yi gördüm. Ya o film zannettiğimden de gerçekmiş, bu kadar gerçek olabileceğini tahmin etmezdim! Yanıbaşımdaki çöp kutusundan çöp ayıklıyordu, yani.. O an ne hissettiğimi ben bile anlamadım. Seslendim kendisine, çok yakındık. Fakat sesimden midir yoksa bana bakmak istememesinden midir bilinmez(han baya da dibimden geçti ama yaaa, anlıyor musunuz dibimden) beni duymadı! Tanışamadık, konuşamadık... Ama onu o halde o kadar yakınımda, yani bizzat gördüğüme o kadar çok sevindim ki!

      Eylem saati yaklaşıyordu, artık odakule taraflarından gri dönüp galatasaray lisesi önüne geri gitmek istiyordum. Geldiğimde ise bir sivil polisin yanından geçtim, çevik kuvvetin varlığı yetmezmiş gibi.. Telsizde konuşurken kullandığı ifade aynen şöyleydi; "Totoşların bir kısmı geldi buraya" Kulaklarıma inanamadım, daha sonra dedim ki kendime "Kızım salak mısın sen? Onlar insan mı da öyle şaşırdın, polis onlar sonuçta!"

Sivil polisi değil ama TOMA'yı çekmeyi başardım.

      İnsanlar iyice toparlandıktn sonra kapşonumu kapattıktan sonra ben de eylem alanına, kalabalığın içine karışmaya gittim. Etrafta bir iki TELEVİZYON kamerası falan, hala bencillik gibi gizlenme peşindeyim, fakat bu gizlenme çabam şımarıklığımdan değildir, bunu belirtmek istedim!!

Aktivistler toplanmaya başlarken..
Meraklı izleyici kalabalığımız..

      Bu kalabalık arasındaydım ben de işte... Hem bir amacım daha vardı, dışardan gözlemek, dışarıdak adamın fikrini yakalamak? Ay havaya girmek gibi olmasın fakat bir gazeteci ruhu mu var acaba bende, hihihii :) Kendimi o anlarda pek bir çılgın ve sinsi hissettim. Han beni gören de sanki CIA ajanı falan sanır, öyle bir ilahlaştırıyorum kendimi, ahahah.. Orada ki görünür kalabalıklar olmasa bir cacık olmaz idi benden. Ve yavaş yavaş toplanılmaya başlandı, eylem başlıyordu, nefret suçuna maruz kalmış trans arkadaşlarımızın eylemi.

Travestiyiz, alışın alışın, buradan gitmiyoruz.
Transfobiye karşı ses çıkar!

Devletin başına dönme gelecek(kalabalık kitle bunu duyunca şaşkın tepkiler verdi)
Kurtuuş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz!

Televizyonlar, basın açıklamasını okuyan Çağla Akalın'ı çekerken
(sanırım imc de oradaydı)

Nefret öldürüyor, devlet bunu görmüyor!
Nefrete inat, yaşasın hayat!

      Gözlemlerimden bir diğeri ise, nabıyo lan bunlar ve diğer değişik tepkiler ve nidalar çerçevesinde(ama nefret söylemi de duymadım şimdi aralarından, yalan olmasın) insanlar bizleri merak ediyor ve bu millet az da olsa bilinçleniyor, trans cinayetlerine karşı neden ses çıkarmamız gerektiğiyle ilgili. Ayrıca basın açıklamasında, bu sefer tek değiliz, ezilmiş olan bütün ötekiler, bütün azınlıklarla birlikte geliyoruz denildi! Trans olmayan ötekilerin sorunlarına da değinildi anlayacağınız. Çünkü artık daha anlaşılır ve daha görünürüz! Eylemler İstanbul ve Ankara'da yapılmış. Eylemle ilgili biraz daha detay isterseniz buraya tıklayıverin bir zahmet. Ayrıca belirtmem gereken bir husus var; Yalnız ben en önde kameraların arkasındayken dinliyordum, fakat buna rağmen açıklamayı ben bile zor duydum, o ses yeterince duyulmadı yani(bence) ki arkadan bir megafon sesi geliyordu(yanlış hatırlamıyorsam) ses gelmiyo, duyamıyoruz diye. Neyse artık, birdaha ki seneye kalmadan sesimiz gerçekten gitmesi gereken yerlere ulaşır da bütün haklarımızı iade alabiliriz!
İzleyicilerden biri de dedi ki; bunca polis bunun için mi bekliyor allahaşkına cık cık cııkkkk..


Hemen sonrasında da KESK aynı yerde eylem yapmaya başladı.

      Şimdi gelelim dark bear olayına tekrardan. Ben diyorum ki neredesiniz! Karaköydeki garanti bankasının önündeyiz diye mesaj atıyor. Onunla birlikte beni stonewall ve silverface de bekliyormuş efendim. 3 birbirinden iyi kalpli, sevimli ayıcıkk :) Tütün deposuna nasıl gideceğimi sordum çünkü(etkinlik adına), telefonundan baksana deyince bilmeden de olsa telefonumun süper ve akıllı olmadığını bir şamar indirircesine yüzüme vurdu. (Ay resmen rezil oldum adama karşı kızlaaar) Sonracığıma, tabi ben hala İstiklal caddesindeyim, baktım gözümün önünde ÇAĞLA AKALIN! Ay ben tabi şok, ama o farketmedi beni, yahu tanımıyordu ki beni daha. Ay neyse işte, benim içimdeki o dedektif tarzı değişik ruh tekrar ortaya çıktı ve sanırım biraz illegal bir biçimde onu takiplemeye başladım(ay çok pardon, cidden özür dilerim ama o an başka bir çarem olmadığını sandım ama). E tabi ben karaköy tüneline doğru yürüyorum ya, Çağla'yı da kaybettim mi ben. Heh aferin bana. Ama neyse ki gitmem gereken yeri az çok biliyordum, bindim tünel'e(ay Dark'da beni kabataş fünikülerine gidecem sanmış yok gerek yok o kadar gitmene diyor ahahaha). Aşağı inince ay gözüm hiçbirşey görmedi midir nedir? Biraz Tophane yönüne doğru yürümeye başladım. Yoldaki bir amcaya da sordum Garanti Bankası nerede diye, sonra onun dediği yere gitmeye başladım. Garanti bankası önüne gelince anam ortalık bomboş, en son yine dedim ki neredesiniz diye? Hani dolanıp duruyorum ve millet bana bakmaya başladı. Sonra karşı tarafa geç büfedeyiz deyince canım benim sağolsun, tramvayların yolundan atladım seksek oynaya oynaya geldim geçtim karşıya. Ahahah çok samimi bir insan ama kendisi ballarım. Yani şu eylem sonrası dark'ı bulmak cidden eşi benzeri bulunmayacak anılar bıraktı benim belleğimde. Ve evet yavrum siz sormadan söyleyim, açık ara bir manyağım. Özellikle birbirimizi bulana kadar ona sorduğum şok edici sorularla eminim ki kendisine skandallar tarihine geçecek anlar yaşatmışımdır. (Sorry man!) Orada stonewall ve silverbear'cığımla da tanıştım ay çok şikirliiir <3

      Tütün deposuna gittiğimizde sonradan (ayısözlük'ten) wagaman da katıldı aramıza. Kendisi mor bülten'e katılmış bu arada, izledim onu da, buyrun siz de izleyin.


      Kapı önünde durduk biraz. İşte o anları çok sevdim ben ya. Kimlerle tanışmadım kii? Ayta Sözeri , Çağla Akalın ve Esmeray oradaydı. Yaaa ben böyle sanki huzura cennete ermiş gibi, ay yaşasın tarzı bütün çığlıklarımı içime ata ata tanıştım hepsiyle. Cidden sohbetleri de kendileri de çok tatlı insanlardı. Çağla beni hatırladı, aa ben seni takip ediyorum diye, (yaaa hatırladı beni taammaa), Ayta hanımla da biraz sohbet ettik(ayrıntıları hatırlamıyorum nolur kusuruma bakmayın). Ve en son esmeray.. Onunla biraz uzun süre kaldık, cidden sohbeti çok hoş bir insan, yeni saçlarıysa çok muhteşem olmuş bu arada onu söyleyeyim :) Bize başından geçen birkaç anısını anlattı ve bazı transların ameliyat sonrasındaki bunalımlarından bahsetti, özellikle 90'lardaki bilgisizlik ve heteroseksizm nedeniyle erkek seven erkek(geylerimiz) de kadın olmaları gerektiğini düşünmüşler ve geçiş sürecinden sonra ise çok pişman olduklarını farketmişler. (Yani gerçekten transeksüel değilseniz bu ameliyatları olmayınız diyorum hem ben hem de Esmeray ;) Tabi iran'da eşcinselleri de zorla ameliyat ediyorlardı ondan bahsetmeyi unuttum..) İlk kez tanıştığımız için bana yılışık demesin diye sarılamadımdı.


      İçeri girdiğimizde de etkinlik başlamak üzereydi, eski bir tütün deposunun günün birinde bir sanat etkinliğine ev sahipliği yapabileceği kimin aklına gelirdi ki? Ortama uyup, fotoğraf vermemeye çalışırken de(evet gece için aşırı çirkin ve bakımsızdım, ayrıca da yüzümü gecelerde eskitmek istemedim dermişim ahahah) bir beyaz şarabın da tadına baktım, asla şarap içmem dediğim halde. Ama bir kırmızı şarap kadar ağır değildi en azından. İçilebilirdi. Yani, birinci BUT festivaline katılmışım, hem de siftahı ben yapmışım, vay vay vaay ilk olana katılmak ta beni nasıl bir havaya soktuysa artık ahaha olaya bak. 2 yıllık bir trans*x projesi varmış, bir belgesel çıkıyormuş efendim, sanırım mayıs ayında da onun galası yapılacakmış. Ay inşallah valla dedim. Konusu da transların kendi gözlerinden hayatları... Hatta olayı başka azınlıklara ve kentsel dönüşümde LGBT'lerin yaşadıklarına da getirmişler, ki bu kadar geniş kapsamlı olması çok daha fazla izleyiciye ulaşabilecek demektir. Bunun zaten acilen yapılması gerekiyordu. Bu yüzden İstanbulLGBTT ye teşekkürlerimi bir borç bilirim efendim :) İsmimi ve imzamı da istemişlerdi içeride, ay gelmişim tabi, hayranlar çok, imza almayıp nereye gidecekler ahahah, hatta gece sırf bunun için yapılmadıysa ne olayım(şaka)! Miss Tiffany yazdım annem, bilmiyorum içlerinden ne dediler bana sonra :( Ay o çirkinliğimde düşündüğüm tek şey; "Keşke bir balkon, cam ya da baca olsa da beni oradan aşağı atsalar" cidden istedim bunu bir an. Bir dahakine daha hazırlıklı gideceğim yavrularım inşallah.

Gece de bir başladı böyle, ıımhh, yalnız siyah takım elbiseli sunucunun sesi muhteşem.

      Bazı filmler gösterilmeye başlandı, size bahsedeceklerimden birisi, hani beni ağlatmış bir film. Genç bir trans kız, evde süsleniyor. Otriş şapka ruj rimel, ay herşey tam bebeğim yaaa. Nasıl gülümsüyorum ben de öyle. Sonraki sahnede dışarıdan bir el, o kıza ruju bıraktırıyordu. Sonradan da eline traş makinesi veriyordu, aman yarabbim, silahı eline verir gibi, intihar et der gibi, orada ben bir ağladım, ses çıkarmadan ama allahım yarabbim! Yazıklar olsun dedim o dış ele! Neyse.. Bir başka filmde de, sanırım Didem Soylu'nun oynadığı, yahu o ne güzellik, o ne ses öyle? Resmen hayran oldum. Oyunculuk yeteneği de gayet iyiydi. Açıkçası trans bireyleri hayatın alanında daha açık ve daha fazla görmek istiyoruz, önümüze taş koyanlar var ya, inşallah dinamitle patlatılırsınız, o kadar diyorum! Ki zaten transfobinin de devri ha bitti ha bitecek, o kadar!


Ay esmeray sahnedeykeeeen <3
      Esmeray var ya, kesinlikle bir stand-up komedi ustası benim gözümde. Yahu sahneyi öyle bir dolduruyor, öyle bir konuşuyor ki orada. Hani süresi bitmiş, herkes hala onu dinlemek istiyor. Öyle bir enerji var... Zamanında, 90'larda öyle rezaletler yaşanmış ki, neler anlattı neler! Ya cidden gösterilerini takip edeceğim ve en yakın fırsatta gideceğim. Ama söylediği şeyler içerisinde en favorim şuydu ki; "transfobi eğitim seviyesine bakmaz, nereden çıkacağı belli olmaz...(tam olarak böyle söylememiş olabilir)" Ayrıca konuşma tarzı ve ses tonu var ya, kesinlikle onunla tanışın ya da fırsatını bulursanız gösterisine gidin.

Kız ablaaam biblon olayım kırma beni

      Ayta Sözeri de çıkıyor sahneye, allahım o kadar çok gülüyoruz ki, enerjisine hayran, her saniyesi ayrı orjinaldi ve çok iyiydi. Onu da Esmeray gibi daha uzun süre sahnelerde görmek isterdik açıkçası. Ya hele film birincisini sahneye davet edip böyle tatlı tatlı onunla da uğraştı ya, allahıım nasıl koptum orada ben. Aaaa bu arada sahnedeyken gözgöze geldik ve bana da bir bakış attı, ayh :) Ama şaka değildi birçok söylemi, yani o anlarda da lafı gediğine bir güzel oturttu, oh içimin yağları eridi, ağzınıza sağlık yani!

      Voltrans oluşumundan da bahsedildi ve tanıtım belgeselleri varmış, trans erkekler hakkında. İnşallah onu da izleme ve eleştirisini yazma fırsatı bulurum yavrularım. Müzik arası verdikleri sırada artık oradan çıkmak istedim, çünkü gün boyunca yorulmuştum. En son koca bir bardak votka-portakal'ı shot diye içtikten sonra, sonunda, yıllardır yakalayamadığım o içki kafasını yakalamıştım. Benden mutlusu yoktu. Ayısözlük tayfamız da öyle düşünmüş olacak ki birlikte çıkıverdik, kapıda da Ayta hanımı gördükten sonra son bir kez el sıkıştık, tanıştığımıza memnun olduğumu dile getirdim. E bu plansız gelişen ve aşırı derecede zevkli geçmiş olan "ayısözlük buluşma zirvesi"nden çok memnun bir şekilde dağıldık. Ahahah çatlasınlar dedim diğer o gelmeyen sözlüktekiler, öptüm.

      Bitti mi, bitmedii, az kaldı ayol! Hah, otobüs buldum(e şanslıyım ya annem ben). Daha sonrasında adamın biri resmen içime düşecek gibi baktı, manyak herif, ben de o kafayla(zaten otobüse binebilmem yetenek idi, lütfen) bir ters baktım, sonra saçımı bağladım, neyse ki hedefi şaşırttım. Ahahaahh, infilak et ayol inşallah. En sonunda yatağıma kavuşup bir güzel sızmışım, deliksiz bir uyku, uzun zamandır beklediğim türden :)

      Hayatımıza hep sevgi ve eşit hakların girmesi dileğiyle, öptüm.
Sosyal Medyada Paylaşın:    Facebook Twitter Google+ Stumble Digg
 photo geri_zpsvjjlxydp.png  photo ileri_zpsmnpu8fzu.png

2 yorum:

  1. "Niyet ediyorum, biri tarafından davet almaya ve bu etkinliğe daha iyi bir şekilde katılmaya.." Senin duaların çok orijinal ahaha.
    Yavaş yavaş görünür olmaya başlıyorsun. Tanıştığın insanlar gerçekten güvenilir ve seni anlayabilecek insanlara benziyor. Aman kuzum sen hiç bir zaman tedbiri elden bırakma. Mutlu bir gün geçirmene sevindim :)) Sağlam çevre de oluşturmuşun kendine maşallah :D

    YanıtlaSil
  2. Tişikkir edirim hıyıtııım <3 görünmeye başlamıyorum, açılmadan da olsa görünür destek veriyorum haklarıma. Ve kesinlikle o anlayışta tipler, cidden çok mal bir biçimde gittim yanlarına, öyle böyle değil. Oooo tedbir dediğin benden sorulur kııı, bir de birkaç ayrıntı daha var bak, onları yazmayı unutmuşum ahahahahhh :D Maşallah balım :)

    YanıtlaSil